Cehalet alkışlanıyor. Ve aydınlar daha çok kabuğuna çekiliyor…

“Ben böyle sanatın içine tüküreyim” söylemleri ile bu günlere geldik. Sanat eserinden cinsel etkileşim aldığını söyleyenler oldu.

Atatürk bize çağdaş ve özgür bir hayat sürebilmemiz için tüm dengeleri büyük bir titizlikle kurdu. Fakat bu günlerde bir çok şey gibi ülkemizde “sanat” da özgürlüğünü kaybetmiş durumdadır. Sanatın kan kaybetmesi bütün dengeleri alt üst ediyor.

Üzülerek farkına varıyoruz ki, ülkemizi bu örümcekler tamamen kaplamış. Cahil cesareti ile sanat konusunda hiç bir eğitimi ve bilgisi olmayan hatta kitap okumamakla övünen insanlar bu şekilde görüş belirtebiliyor ve halkımızın büyük bir kesimi, doğru bir şey söylendiğini sanarak arkasından koyun misali gidiyor.

Ahlaklı insan zaten onu korumasını bilir. Sanat eseri karşısında, cinsel sapkınlıkları olanlar dışında etkilenebilecek kişilerin olduğunu sanmıyorum. Kültürdür bu. Ne yazık ki bu ülke, bin yıllarca kültürün beşiği olabilmiş topraklar, bizi utançtan yerin dibine sokacak şekilde davranan insanlarla dolup taştı.

Keşke elimizden gerçekten birşeyler gelebilse. Ama Tv kanallarımızda magazin ve dizilerin kol gezdiği, kültürel, sanatsal ve belgesel yayınları mumla aradığımız bu dönemde artık iyi gelişmeler beklemek de bir hayal. Üzerine tek özgür medya olabilecek internet de sürekli sansürlere maruz kalır oldu.

Tüm aydın ve sanatçılarımız karalamalarla yıpratılıyor ve vatanlarından uzaklaştırılıyor. Üstüne üstlük halk onlara karşı kışkırtılıyor.

Nereye gidiyoruz. Yoksa ben mi çok karamsarım?